İçeriğe atla
Bir şiiri yeniden yazmak

Bir şiiri yeniden yazmak

Roland Barthes’ın Camera Lucida’da izini sürdüğü biriciklik üzerine konuşmak için kahve kavurmak kadar yerinde çok az eylem vardır. Çünkü her çekirdek, yalnızca yetiştiği toprağın değil; yağmurun, güneşin, rakımın, hasadın ve kendisine dokunan ellerin de kaydını taşır. Aynı bölgeden, aynı üreticiden, hatta aynı hasattan gelen iki kahve bile birbirinin mutlak tekrarı değildir. Her biri, yalnızca bir kez gerçekleşmiş koşulların bugüne ulaşan izidir.

Kavurmak, bu izi görünür kılma çabasıdır.

Bizim için her kavrum, bir şiiri yeniden yazmaya benzer. Metin önümüzdedir; fakat ritim, vurgu ve sessizlik yeniden kurulmalıdır. Çekirdeğin özünü değiştirmeden ona yeni bir ifade kazandırmak, içinde sakladığı ihtimalleri açığa çıkarmak gerekir. Isı sözcüklere, zaman ölçüye, hava akışı ise dizeler arasındaki boşluğa dönüşür. Bazen küçük bir sıcaklık değişimi bütün anlatının yönünü değiştirir. Bazen yalnızca birkaç saniye, fincanda duyulacak bir aromanın belirginleşmesine ya da sonsuza dek kaybolmasına neden olur.

Bu nedenle hiçbir kavrum, bir öncekinin aynısı olmayacaktır. Bütün değişkenlerin benzer biçimde ayarlandığı bir senaryoda dahi bilinmezlik bütünüyle ortadan kalkmaz. Kavurmak, biraz da Heisenberg’in belirsizlik ilkesini hatırlatan bir problemle yaşamaktır: Sürece ne kadar dikkatle bakarsanız bakın, çekirdeğin içinde gerçekleşen dönüşümü mutlak bir kesinlikle sabitleyemezsiniz. Onu ancak dinleyebilir, davranışlarını okuyabilir ve verdiği karşılıklara göre hareket edebilirsiniz.

Kavurucunun görevi bilinmezliği yok etmek değil, onunla hassas bir ilişki kurmaktır.

Denklemleri mümkün olduğunca sabit tutarken değişkenleri birbirinden koparmamak; ısının, zamanın, hava akışının ve çekirdeğin birlikte nasıl davrandığını anlamak gerekir. Kavurmak, bu değişkenlerden biriyle savaşmak değil, aralarındaki gerilimi uyuma dönüştürmektir. Kontrol kadar sezgiye, bilgi kadar dikkate ihtiyaç duyar. Çünkü iyi bir kavrum yalnızca doğru bir profilin sonucu değildir; çekirdeğin o anda ne söylediğini duyabilmenin de sonucudur.

Attic Roasters olarak iş akışımızı, günümüzün en gelişmiş kavurma sistemlerinden ROEST L200 ve P3000 ile sürdürüyoruz. Bu makinelerin sunduğu ölçüm, kontrol ve tekrarlanabilirlik olanaklarını bir sonuç olarak değil, daha dikkatli sorular sorabilmenin araçları olarak görüyoruz. Verileri kaydediyor, eğrileri karşılaştırıyor ve her kavrumu ayrıntılarıyla inceliyoruz. Ancak sayıları, çekirdeğin önüne geçirmiyoruz. Teknolojiyi bir kesinlik yanılsaması yaratmak için değil, kahvenin kendine özgü sesine daha fazla yaklaşabilmek için kullanıyoruz.

Çünkü bizim için kavurmak, aynı sonucu durmadan yeniden üretmek değildir. Her kahvenin biricikliğine sadık kalarak onun için en doğru ifadeyi yeniden aramaktır.

Her seferinde aynı şiire dönmek; fakat onu, ilk kez okuyormuşçasına dikkatle yeniden yazmaktır.

Related Posts

Kahve Koleksiyonumuz

Her kahve çekirdeği, yetiştiği toprakların karakterini ve üreticilerin emeğini içinde taşır. Attic Roasters Kahve Koleksiyonu, dünyanın farklı bölgelerinden özenle seçilen...

Devamını oku
Matilda
Matilda

Matilda, uzun diyarlardan göç ederek Amerika’ya varmış ve artık sürekli göç etmekten sıkıldığı için buraya yerleşmeye karar vermiş. Fakat oturum...

Devamını oku
Drawer Title
Benzer ürünler